Lovestruck In The City [Detaylı İnceleme]

Başrollerinde Ji Chang Wook ve Kim Ji Wonun yer almış olduğu bu çağıl Cenup Kore draması, seyircisine oldukça keyifli bir zevk sunuyor. Rahatsız eden ve eleştirdiğimiz noktalar var mı? Evet var fakat genel olarak eğer keyifli süre geçirmek istiyorsanız, Lovestruck in the City, seveceğiniz bir k-drama.

Nedir bu Lovestruck in the City?

Mevzusuna gelecek olursak, aslına bakarsak senaristler oldukça riskli bir method seyredip, dramayı interaktif bir halde yazmışlar. Dramadaki altı karakterimiz, ilişkiler ve aşk üstüne röportaj eşliğinde düşüncelerini dile getiriyorlar. İşin tatlı kısmı ise, bu kişilerin birbiri ile bağlantılı olması fakat birbirlerinden ilk etapta haberleri olmaması. Oldukça güzel sorular soruluyor ve her karakter kendi açısından durumu değerlendiriyor. Doğrusu kendi bakış açımızdan düşündüğümüz durumlarda açık bir halde değişik cevaplar duymak bizi aydınlatabiliyor. Beyaz perde ve televizyonda, oyuncu kamera ile iletişime geçmiş olduğu süre seyirci ve karakterler arasındaki perde yıkılır. Bu da izleyicinin drama ve gerçeklik içinde kalması ile sonuçlanabilir. Anlatılan şeyler zorlama gelebilir. Fakat Lovestruck in the City draması, oyuncuları ve replikleri ile bu riskin altından oldukça güzel kalkmışlar.

Altı karakterin birbiri ile bağlantılı hikayelerinin içinde bizim en oldukça tanık olduğumuz öykü ise Ji Chang Wook ve Kim Ji Won‘un hikayesi. Tatilde tanışan bu çift kısa sürede birbirlerinden hoşlanarak ilişkiye adım atar. Çift, birbirini tamamlıyor benzer biçimde görünse de, aslına bakarsak ortada büyük bir sorun vardı. O da Kim Ji Won‘un canlandırdığı karakter olan Yoon Sun Ah’nın geçmişi ve kendisini Ji Chang Wook‘un oynadığı Park Jae Won karakterine yansıtış şeklidir. Hikayede bölümler ilerledikçe karakterlerin seçimlerini ve seçimlerinin arkasındaki sebepleri öğreniyoruz.

Niçin İzlemeliyiz?

Niçin bu dramayı izlemeyi seçmemden başlayarak sebepleri sıralayabilirim. Ilk olarak oyuncu ekibi mükemmel bir drama. Kesinlikle oyuncular tüm rollerin altından kalkmışlar. Fakat hususi bir teşekkür etmek istediğim isim ise, bundan önceki izlemiş olduğum k-dramadan (Itaewon Class) buraya geçirme olan Ryu Kyung Soo. Kendisinin güldürü yönünde muhteşem bir kabiliyeti var. Onu dramada gördüğüm an hakkaten oldukça mutlu oldum. K-dramalarının en güzel yanlarından birisi, yan karakterlerin, yan karakter benzer biçimde değil, ana karakterler kadar keyifli ve keyifli olmaları. So Ju Yeon, Han Ji Eun ve Kim Min Seok‘un da dramaya kattıkları rengi es geçemem. Hakikaten keyifliydi.

Dramada güldürü dozu mükemmel ayarlanmış ve kesinlikle bu komediye kurgu ile eşlik edilmiş. Ek olarak bazen teknik ekibin kişiliklerle hitabı ve onları yönlendirmesi de oldukça keyifli. Söz mevzusu duygusal güldürü olduğu süre Ji Chang Wook, hakkaten işini sevmiş olarak yaptığını hissettiriyor. Bu yüzden de sevenlerinin istediği değil, kendisinin beğenmiş olduğu dramalarda yer almasını takdir ediyorum. Şu sebeple keyif alınmış olduğu performansından oldukça belli oluyor. Kim Ji Won ise Fight For My Way ile tanıdığım, gözümde duygusal komedilerde oldukça başarıya ulaşmış olan bir başka isim. İkilinin kimyası ve ekrandaki yansıması hakkaten keyifliydi. Dramanın başarıya ulaşmış bir oyuncu seçiminin yanında yansıttığı duygusal ve duygusal atmosfer de oldukça başarılıydı. Bizi kişiliklerle yakınlaştırarak, onları anlamamızı hatta anlayamadığımız bazı düşünceleri dahi incelememizi sağlıyor. İlişki ve aşk analizi için hakkaten başarıya ulaşmış önermelerle dolu bir drama. Bu açıdan izlemenizi tavsiye ederim. Çekimler de oldukça keyifli. Tatlı bir yaz aşkını özetleyen hikayede sık sık deniz, kum ve dalgaları görebiliyorsunuz. Bilhassa bu zamanda tatile gidemeyenler için güzel bir drama olabilir.

Bunun haricinde olayların, kişilerin ve ilişkilerin birbiri ile bağlantısı oldukça başarıya ulaşmış. “Bu bu şekilde iyi mi olmuş?” diye sormuyorsunuz. Size suni bir öykü sunmuyor. Oldukça ihtimali yüksek bağlantılarla hikayeyi konu alıyor. Bu da hikayenin organik akıcılığını daha oldukça güçlendiriyor. İzlerken zorlanmıyorsunuz, akıcı bir halde bölümler aşama kaydediyor.

Eklemek istediğim bir kısım var ki, spoilera kaçabilir. Bu yüzden dramayı izlemeyenlerin burayı okumasını tavsiye etmiyorum. Hikayede kendi karakterini arayan Yoon Sun Ah ile sevgilisinin seçimlerini ve karakterini kabul etmeyen Choi Kyung Joon oldukça güzel bir çelişki olmuş. Fakat bu çelişkiye yeteri kadar yer verildiğini düşünmüyorum. Bence tüm dramanın ana kilit noktası buydu. Senelerce birbirini tanıyan bir çiftin geldiği netice ve kısa bir süre geçirip birbirini olduğu benzer biçimde kabul eden yeni bir çift. (Bu kısım da tartışılır bir durum fakat drama bizlere Yoon Sun Ah’nın geçmişi ile bugününün de aynı şahıs bulunduğunu vurguluyor.)

Neler Rahatsız Etti?

Bu bölümde spoiler olabilir. Bu yüzden dramayı izlemeyenler var ise, bu kısmı okumadan geçmelerini tavsiye ederim. Ilk olarak rahatsız eden büyük noktalardan bahsedeyim. Yoon Sun Ah. Kim Ji Won’u oldukça sevmeme karşın drama süresince bu karaktere oldukça sinirlendim. Bir insanoğlunun sebepleri ne olursa olsun bu kadar egoist olmamalı. Kişisel görüşüm olarak hiçbir insan yanıtsız bırakılmayı haketmediği için Yoon Sun Ah’nın burada takınmış olduğu tavır beni oldukça rahatsız etti. Eğer bu ilişki yabancıların “closer” söylediği bir sonuca bağlansaydı, Park Jae Won, bu kadar acı çekmezdi. Aslına bakarsak mesele bir tek Park Jae Won’un acı çekmesi değil. Park Jae Won’un bu kadar çabalarken, Yoon Sun Ah’nın kelime anlamı ile “hiçbir şey yapmaması.” Hikayeyi sevme nedenlerimden birisi kişilerin fikir ve yaklaşımlarının gerçekçi olmasıydı. Fakat gerçek dünyadaki ilişkilerle kıyaslandığı süre Yoon Sun Ah’nın tutumunun affedilir bir yanı yok. Evet, bir insan kendisini bulmak isteyebilir. Bunu yaparken başka bir insanoğlunun kişiliğini kaybetmesine niçin olmamalı. Onun yaşam sevincini elinden almamalı. Bu hikayede tek gereksinim olan karşılıklı iletişimdi. Yoon Sun Ah, kameraya yapmış olduğu açıklamaları park Jae Won’a yapsaydı, kimse bu kadar acı çekmeyecekti.

Öteki bir noktaya gelelim… Hikayenin finali. Final hakkaten doyum etmeyecek nitelikteydi. Duyduğum kadarıyla bu mini drama seyirciler oldukça ilgi gösterdiği için uzatılmış. Fakat bir dramanın sonunda, sırf izleyiciler istedi diye uzatıldığı için, hikayede 3-4 kez gördüğümüz bir polisin hoşlanılmış olduğu kızla olan ilişkisini dakikalarca seyretmek zorunda değiliz. Bunun yerine sorulacak oldukça fazla sual var. Örnek olarak Ri-Yi ile Kyung Joon’un ilişkisi ne oldu? Park Jae Won ve Yoon Sun Ah bu ayrılmayı öğrendiklerinde ne yaptılar? Üstelik Kang Gun ve Oh Sun Young’ın ilişkileri niçin bu kadar saçma şekilde tamamiyle bitti? İkinci sezonu gelecek bir drama için bu sonu anlarım, fakat akılda bu kadar sual işareti varken tutup da finalin polis memuru ve esrarengiz hoşlanılmış olduğu kıza ayrılmasına anlam veremiyorum. Bu yüzden final tatminkar bir final değildi.

Park Jae Won ile Yoon Sun Ah’nın finaline gelelim. Park Jae Won bir tek iki kez Yoon Sun Ah’yı görmezden geldi ve Yoon Sun Ah, Park Jae Won’un kıymetini anlamış oldu. Doğrusu bu kadar mı? Kaçan kovalanır sonu ile mi hikayeyi bağlamış olduk. Bir yıla yakın süredir Park Jae Won’un çektikleri bir tek ufak bir taktikle mi halledildi? Bence bu ilişkiye bakış açısını sunan bir drama için oldukça toy bir netice olmuş. Benim gözümde Yoon Sun Ah, yaptığının ne denli acı verici bir davranış bulunduğunu algılayacak kadar acı çekmedi ya da düşünmedi bile. Gene bencillik yaparak, Park Jae Won’u yitirmek istemediğini anlayarak bu adımı attı. Park Jae Won’a yapmış olduğu, ona hissettirdiği şeyleri yeteri kadar anlamadı bile. Üstelik, ikilinin her sahnesinde sanki suçlu Park Jae Won’muş benzer biçimde agresif ve ukala tavırlara girdi. Üzgünüm fakat bir karakteri anlayabilmem için kafi empati sunulduğunu düşünmüyorum bu karakterde. Gene de oyuncular iyi bir iş çıkarmış ve keyifli bir izlenim sunuyorlar seyirciye.

K-drama severlerin keyifli süre geçireceği bir drama. Bu yüzden izlemenizi tavsiye ederim fakat bazen sinirleneceğiniz ihtimalini de göz önünde bulundurun lütfen.